Ana Menü

Boya Badanacı

boyacı ankara

BOYA BADANACI

 

Cüneyt ALANBoya Badanacı

Merhaba arkadaşlar. Bu makalemde sizlere boya badanacılık mesleğini ve bu mesleğin gerçek ustalarının vasıf ve özelliklerini anlatmaya çalışacağım. Ayrıca Evinizi veya işyerinizi boyatmak isterseniz bizleri huzur içinde ve güvenle arayabilirsiniz. Uzman bir kadromuz bulunmakta ve istediğiniz boya dekorasyon işlerinizi tam ve eksiksiz olarak yapmaktayız. Şimdi gelelim konumuza… MMHHH Çayımda güzel olmuş. 🙂

Sabah çayımı yudumlarken birgisayarımdan dinlediğim müzikler eşliğinde hayatımın geçtiği boya badana mesleğinde edindiğim tecrübe ve bilgileri sizlerle paylaşıp yazıya dökmek istiyorum. Her ne kadar ‘Mesleğim’ ifadesini kullansamda, günümüzde artık boya badanacılık bir meslek olmaktan çıkıp, herkesin yaptığı ve ele ayağa düşmüş bir iş olmuştur. Bu durum ben ve benim gibi bu mesleğe ömrünü vermiş ustaları çok üzüyor. Sanat ve ustalık eskidenmiş. Rahmetli babam müşterinin istediği bir boya rengini yapmak için o siyah ajandasını çıkarır ve içinden istenilen rengin nasıl yapılacağına dair tarifinin bulunduğu sayfayı açardı. Hepsini kendisi yazmıştı. Mesela rose rengi nasıl yapılır diye bir başlık atmış ve altına aynen şu tarifi yazmıştı; Bir bira kapağı sarı, bir çorba kaşığı beyaz, 1 çay kaşığı kahverengi 10 kg beyazın içerisine katılacak. 2 kg su ilave edildikten sonra harmanlanıp sonra tekrar bir çorba kaşıgı kırmızı eklenecek vs… 🙂 Ne zaman okusam hala tebessüm ederim babamın o muhteşem renk tarif ajandasını. Eski boya badanacılara baktığınızda hemen hemen aynı metodları kullanırlarmış renk yapmak için. Ama günümüzde gelişen teknoloji sayesinde istediğiniz rengi hazır yapılmış bir vaziyette veya bilgisayarlar yardımızya anında yapılmış bir halde alabiliyoruz. Boya Badanacılık mesleğinin en zevkli kolu olan renk yapmak zevkini biz ustaların ellerinden bu şekilde almış oldu teknoloji. Bu bizim için kötü, boyacılık için büyük bir adım. 🙂 İkinci bir ustalık isteyen konu ise rulonun olmayışı ve 4-5 numara fırçalarla koskoca evleri özenle ve yavaş boyamaktı. Fırça izleri bırakmadan, hiç alaca olmadan ve ek belli etmeden tertemiz ve ışıl ışıl mekanlar yaratmak… Bu gerçekten hem zor, hemde sabır isteyen bir uzmanlık alanıydı. O fırçayı tam anlamıyla kullanabilmek için yıllarca çıraklık döneminden geçmek gerekiyordu. Boyanın kıvamı, fırça darbelerinin sürekliliği, istikrarı ve çizgileri hep aynı olmalıydı başladığın duvar boyunca. Bazen hiç bitmeyecek kadar büyük görünen o duvar ve tavanlar. 2 – 3 usta peşpeşe giderdik koordineli olarak fırça izi veya ekyeri kalmasın diye. Bir usta alttan, bir usta üstten, diğer usta diğer baştan ters gelirdik ek kalmasın diye. Duvarın boyası bittiğinde yandan bakardık ışığa doğru beğenmezsek hadi bakalım kuruyunca tekrar yeniden yapıyoruz der gülerdik. 🙂 Güzel günlerdi. 3 oda 1 salon olan bir dairenin alçısı ve boyası yaklaşık 1 ay sürerdi ama 10 yıllarca bir daha boya gerekmezdi. 12 yıl sonra tekrar boyamaya gittiğimiz daireleri bilirim ben. Daire sahipleri siler siler parlatırlardı boyadığımız evlerini. Hiç eskimezdi silmelerden. Sanata değer, ustaya kıymet vardı boya badanacılık mesleğinde. Çok az ustası vardı bu işin. Rahmetli babamı gecenin bir yarısı alıp evine götüren ev sahipleri hatırlıyorum evimizi boya diyerek. Dış kapıları bir başka boyardık. Maun rengi içine bira katardık. Süt katardık. Fırçayı sürdüğümüzde izler kalırdı. Mükemmel boya dekorasyon çalışmaları çıkardı ortaya. 30 yıl ve öncesine baktığınızda çırak çoktu usta azdı. Çıraklık yapmak için çocuklar bizlere yalvarırlardı. Biz özenle seçerdik çırakları. Günümüzde çırak bulmak artık çok zor. Herkes direkt usta… 🙂 Eline fırçayı ve ruloyu alan ben ustayım diye çıkmış piyasalara. Bu durum bizleri çok üzüyor.

Boya badanacılar, gelişen teknoloji ve kolay kullanılan pratik malzemelerin kurbanıyız. Bu durum elbetteki zamana ayak uydurmak ve çağdaşlık açısından çok güzel bir durum. Fakat azda olsa ustanın içi sızlamıyor değil. 🙂 Eskiden güzeldi. Boya badanacılık mesleğinin nasıl icraa edileceğini burada uzun uzun anlatmaya hiç gerek yok. Günümüzde herkes bunun nasıl yapılacağını çok iyi biliyor. Gidiyorsun herhangi bir mahalle arasındaki yapı malzemeleri satan dükkana, alıyorsun hışır naylon denilen eşya ambalaj naylonlarını, topluyorsun eşyalarını ortaya. Sonra alıyorsun 20 kg’lık tavan ve duvar boyalarını, yaptırıyorsun bilgisayarda hangi renkte istiyorsan şipşak hemen, suyla karıştırıyorsun ve rulo denilen mükemmel icatla şapur şapur boyuyorsun evini. Bu kadar basit işte. 🙂 Neyini anlatayım? Bütün olay bundan ibaret olmuş. Bu anlattıklarım arasında gerçekleşecek olan tüm ustalık gerektiren, sanat isteyen bölümlerini ise teknoloji aradan çekip almış maşaAllah. 🙂 Bizlere birşey bırakmamış. Yaşasın teknoloji 🙂

Ama aradan onyıllar geçsede, gözüme kaçtığında beni süründüren o badananın acısını, sıfır hata çektiğimiz alçının üzerine uyguladığımız yağlı macunun o beni geceleri uyutmaz bilek ağrılarının tadını asla unutmayacağım. Şimdiki yeni nesil ustacıklara sorsanız ne yağlı macunu bilirler, ne çorba kaşığı bira kapaklarını bilirler, nede fırçacıların sıra sıra dizilip şarkı söyleyerek ahenkle çalıştıklarını… SANAT ESKİDENMİŞ AZİZİM…

Cüneyt ALAN


 

boya badanacı, boya badanacılar, ankara boya badanacı, boyacı, alçı çekmek, badana yapmak, boya yapmak, boya badana yapmak, boya badana ustaları ankara, boyacı ankara



« (Önceki Resimler)
(Sonraki Resimler) »