Ana Menü

Usta iş yapar Mimar övünür

Cüneyt ALAN

USTA İŞ YAPAR MİMAR ÖVÜNÜR

   Bu makalemde siz değerli ziyaretçilerimizle; bizzat ustalık yaptığım, işçilik hamurunda yoğrulduğum ve yorulduğum, inşaat tozunu yutarak geçirmiş olduğum 25 yılımı, tecrübelerimi ve edinmiş olduğum bilgilerimi paylaşacağım. Ben her zaman ve heryerde şunu çekinmeden söyledim ve söylemeye de devam edeceğim; Dekorasyon; ustalığın, tecrübenin ve inşaat tozunun yoğrularak oluşan bir bütünün mekanlara yansımış olan görselliktir. Dekorasyon bir sanattır ve bu sanat kitaplardan öğrenilmez. İçinde yoğrulmak ve yorulmak gerekli. İçinde toz yutmak ve terlemek gerekli.

Gerek yurtiçi gerekse yurtdışı şantiyelerinde uzun süre geçirmiş olan bir kişi olarak sizlerle bir anımı paylaşmak istiyorum. Afrika ülkelerinden biri olan Gana’ya Amerikan Büyükelçiliği Binası şantiyesine iç dekorasyon işlerinden sorumlu (Formen) olarak gitmiştim yıllar önce. İlk gittiğim gün şantiyede çalışan Afrika Yerlilerinin yanı sıra sarışın uzun boylu insanların harç karıştırdıklarını, kepçe ve dozerlerin altında yağ ve pas içinde tamir yaptıklarını gördüm ve şaşırdım. Kim olduklarını merak ettim. Kimseyi tanımadığım için soramıyordum, sormak istediğim zaman dil bilmediğim için vazgeçiyordum. Zamanla şantiyeye alıştım ve insanları tanımaya tanışmaya başladım. Günler sonra kepçelerin tamirini yapan o yağ pas içindeki insanların ve harç karıştıran o sarışın uzun boylu insanların kim olduklarını teker teker öğrendim. Onlar, italyan ve Amerika’lı Mimar ve Mühendislermiş. Buna çok şaşırmıştım. Taktir edip saygı duymuştum. Çünkü ben Türkiye’de haftanın 1 günü şantiyeye (Ya gelir ya gelmez) giren Mimar görmeye alışık olduğumdan, geldiğinde ise gözünde güneş gözlüğü ve siyah takım elbisesiyle… Buna her zaman kızmış ve garipsemişimdir. Hayatında inşaat tozu yutmamış, ameleliğini yapmamış, ustalarla oturup makara yapmamış ve inşaat melemeni yememiş kişiye biz işinin ehli ustalar olarak Mimar demeyiz… Bu işinin ehli ustaların genel ifadesidir. Geçen 25 yılımın ve teslim ettiğim onca şantiyenin ardından bunu söylemeye azda olsa hakkımın olduğunu düşünüyorum.

 

Genelleme yapmak elbetteki yanlış. İçinizden bunu söylediğinizi duyar gibiyim şu an. Ama ben hep bunu gördüm. Şimdiye kadar yüzlerce şantiyede iç ve dış dekorasyon işlerinde bizzat usta olarak yorulup, ter döküp emek vermiş bir işçi (usta) olarak, hiç bir mimarı veya mühendisi iş elbisesi giymiş o şantiyede çalışıp ter döktüklerine şahit olmadım. Eğer bir defa bile olsun buna şahit olsaydım inanın bana bunu büyük bir gururla yazardım.

Bir mimarın veya mühendisin illede o inşaatta çalışması ve terlemesimi lazım kardeşim? diye düşünebilirsiniz. Hatta sen o inşaatta emek verip terlerken onlarda kitaplar içinde boğulup okul yollarında terlediler yıllarca diyede düşünebilirsiniz. Amenna sizde haklısınız fakat; mantolama yapılırken o iskeleye çıkıp ustanın karşılaştığı işçilik zorluklarına bizzat şahit olmayan, kartonpiyer yapılırken dümdüz bir kartonpiyer uygulamasının nasıl yapılabildiğine şahit olmadan, alçı çekilirken tavanın veya duvarın nasıl düzeltilmesi gerektiğini iskelede görmeyen, boya yapılırken rulonun nasıl sürülmesi gerektiğini uygulamalı olarak yapmayan veya en basit örneğiyle bir torba çimentonun 13. kata çıkarılırken bir işçinin ne kadar yorulduğunun hesabını bilmeyen bir kişiden o işin hakkını vermesini bekleyemezsiniz. Bir mimar veya mühendis ustayı konuşmasından anlamalı. Bir mimar ustayı gözlerinden tanımalı. Çünkü okuduğu kitapları, yıllarını verdiği okulunda öğrendiklerini yaptığı işte uygulayarak onu icra edecek kişi o işin ustasıdır. Yani; ustanın yapacağı her iş o mimarın bir aynasıdır. Usta kötü ise Mimar zaten kötüdür. Bu şuna benzer; Alet iş yapar Usta övünür. Usta iş yapar Mimar övünür… Ustanın düzgün, temiz ve olması gerektiği gibi bir iş yapmasını sağlayan şey ise o mimarın doğru tesbitlerde bulunarak doğru malzemelerle ustayı buluşturmasıdır. Bunu yapabilmesi için ise, o işin içinde toz yutması ve gerektiğinde o ustayla birlikte o iskeleye çıkıp işin içinde bizzat bulunması gereklidir. Yoksa bu işler gözünde güneş gözlüğüyle, simsiyah takım elbisesiyle haftanın bir günü işyerine eli cebinde gelerek olmaz.

İşini hakkıyla yapan Mimar ve Mühendis kardeşlerimize ve abilerimize selam olsun. Bizler onların karşısında düğmelerimizi ilikleyip, saygıyla durmasını hep bildik ve öyle durmaya da daima devam edeceğiz. (Sayıları çok az olsada)…

 

 



« (Önceki Resimler)
(Sonraki Resimler) »